Geceye Notlar Düşerken - Ahmet Çabuk
ac7

Geceye Notlar Düşerken

Mayıs 27, 2016 tarihinde paylaşıldı

Geceye notlar düşerken, içimde bir yerlerde ihtilaller oluyor. Devrik cümleler birikiyor, yenilgisiz sevdamı anlatmaya. Buz tutuyor gecenin gözleri, avuçlarım ısındıkça… Büyüyor sanki karanlık, mavilikler kayboluyor yol üstü lambalarından. Hayaletler dolaşıyor yastığımın altında, saatim hep bir an sonrasına kurulu. Ben mehtaba uzandıkça, renksiz sabahlara uyanıyorum. Soğuk sular çarpıyorum dokunmadığın yüzüme, bir sigara yerleştiriyorum öpmediğin dudaklarıma. Sonra iki çay söylüyorum, biri sana biri yalnızlığıma, soğutunca ikimiz de birden, isteksiz adımlarla yürüyorum eksiği sen olan bir güne daha…

Yordukça acı, acı/yor içim… Tanımsız ifadeler var renk körü duygularımda. Rengini unuttuğumdan beri acının, her şey biraz eksik sanki. Yağmur kadar renksiz gözümde rengine bürünmüş ne varsa. Deniz hâlâ mavi mi bilmiyorum, çiçekler hangi renkti, gökyüzü toprak rengi mi, gözlerin hâlâ kahverengi mi? Bilmiyorum…

Oysa acısını kendi seçmeliydi insan, yürüdükçe imkânsız bir aşka örneğin; acıya kafa tutmalıydı… Gönüllü olmalıydı, gönlünü verdiğinin gönlüne uygun gördüğüne… Sonra “dur” diyebilmeliydi meselâ, “dur, tükendim.”

Birer tutsağız aslında acının gergefinde, herkese yetecek kadar acı var. Peki, sizin acınız ne renk? Beklenmedik akşamın kan kızılı mı, ölüm grisi mi yoksa sevda karası mı? Belki hiç gelmeyecek birini beklediniz, belki bir yakınınızı kaybettiniz, belki yarını düşünmeden ömürlük hayaller kurdunuz, belki de ellerini bile tutamadığınız birine tüm hayatınızı verdiniz… Kimse ölmüyor acıdan ama hiç bir zaman da eskisi gibi olamıyor. Ayrı kalsa da, aynı kalamıyor insan. O yüzden içimizde hep bir özlem, dilimizde hep bir sevda türküsü, aklımızda hep bir isim…

Yorgunum… Ne hayat fazla geldi ne hayata çok yaklaştım. Ne sesim unutuldu ne sesime yabancılaştım. Çoğu zaman sustum; sesim dinlendi, ben sesimi dinledim.
Korktum bazen, en çok istediğime sahip olayım derken her şeyi kaybetmekten korktum. Korku en ve tek geçerli ölçüsüdür insani duyguların. Sizin olmadı mı mesela, içinizde sakladığınız bir isim, kulaklarınız duymasın diye yalnızken bile söylemeye korktuğunuz bir isim olmadı mı? Bir şarkıya dalıp gitmediniz mi hiç, hep keyfe keder mi içtiniz, hüzünlenip bir sigara yaktığınız olmadı mı? Çay içerken eksik olanın ne olduğunu bildiğiniz halde, tadı yok diye fazladan bir şeker atmadınız mı hiç?

Aklınız rahat, gönlünüz rahat, vicdanınız rahat kaç uykuya daldınız? Her beklediğiniz geldi mi ya da gitmesin dediğiniz hiç kimse gitmedi mi? Peki siz giderken dur diyen oldu mu hiç, “az daha gitme ” derken tüm inandırıcılığını gözlerinden döken olmadı mı? Aklınız yürürken kalbiniz arkasından geldi mi hep, hiç mi kaybolmadı tam elinizin altında dururken, hiç mi yoklamadınız yokluğunu hissedip bazen? Peki, kulağınızın arkasında ki kalemi, gözünüzde ki gözlüğü ya da ağzınızda duran sigarayı unuttuğunuz olmadı mı?

İnadına yaşanmaz bazı şeyler, inadına içinde tutulmaz. Gün gelir kırılır inadın ama yaşananlar unutulmaz. Yorgunum işte… Uçurum sevdası varken içimde, adını koyamadığım bir şeyler eksik. Korkum atlamak değil, atlarsam tutacak bir el bulamamak… Dilini tutan acısına rağmen, duaya durur aşkın her isyanında gönlün. Beklediğin şey olmasa da gerçekleşen, beklediğinin bir “şey” olmaması kadar üzmez seni. Tam bitti derken yalancı bir sevinç kaplar içini. Kilitlenmiş kalp odalarını birer birer yoklar. Kilidi paslanmıştır bazılarının, kimisi de inadına zayıflamıştır. Belki, dersin tüm imkânsızlıkları unutup, “belki”. Neyse ki umut var acının koyusuna inat, neyse ki biraz rengini açabiliyoruz acının. Ama silinmiyor işte, yaşanan hiç bir şey unutulmuyor.

Ahmet Çabuk / Kara Kalpli Defter

Yorum Yaz

Facebook Sayfası

Seslendirilen Eserler



BÜLTEN ABONELİĞİ

SOSYAL MEDYA